Bir yaz aksami. Masada kavun dilimleri, peynir ve taze börek. Balkonda sicak rüzgâr. Evin erkegi terlikleriyle, en rahat haliyle ? üniformanin çikarildigi, rütbenin unutuldugu ve sadece bir baba oldugu haliyle ? misafirlerini agirliyor. Çocuk odasinda ders çalisiyor. Her sey siradan, her sey güvende. Çünkü siradanlik güvenin en dogal barinagidir. Sonra gökyüzünden bir ses geliyor ? ve o sesten sonra hiçbir sey eskisi gibi olmayacak.
"Yikilma", o gecenin kendisiyle degil, ertesi sabahiyla baslayan hikâyeyi anlatiyor. Bombalarin degil listelerin, tanklarin degil mahkeme dosyalarinin, silahlarin degil iptal edilen pasaportlarin yikimini. Sessiz bir yikim. Görünmez bir yikim. Ve belki de bu yüzden çok daha derin bir yikim. Ilk ciltte yirmi yilda agir agir insa edilen bir hayat, bu ciltte birkaç hafta içinde yerle bir oluyor. Bir isim bir listede belirir, bir mahkeme salonu kafese dönüsür, bir çocuk havalimaninda ebeveynlerinden koparilir, bir adam hastaneye gidemedigi için karanlik bir odada agriyla kivranir.
Mustafa Yilmaz, 15 Temmuz sonrasini siyasi söylevle ya da kahramanlik anlatisiyla degil, bir ailenin çöküsüyle anlatiyor. Bir kadinin sabah erkenden bilgisayarda kendi adini ihraç listesinde aramasi ve bulmasi ? o sabah çay bile demlenmeyecektir. Bir babanin kizini binlerce kilometre öteye gönderirken verdigi sözün ne kadar kirilgan oldugunu bilmesi. Bir doktorun merdivenleri parmak uçlarinda çikarak gizlice muayeneye gelmesi. Roman, büyük rakamlarin arkasindaki somut insan deneyimini görünür kiliyor: her ihraç kararinin arkasinda bir aile, her iptal edilen pasaportun arkasinda bir veda var.
Bu romanin en güçlü yanlarindan biri Zühre'nin hikâyesi. On dört yillik ögretmenlik hayatini tek bir satirla kaybeden bu kadin, romanin en yikici sahnelerinden birini yasar ama çökmez. Kirilir, yaralidir, öfkelidir ? ama ayakta kalir. Ayakta kalisinin yolu gösterisli bir kahramanlik degil; bir bardak çay, bir perdenin araligindan sizan isik, bir ilaç saatidir. Romanin bir diger sarsici boyutu ise hastalik temasi ? kimligini gösterdigi anda yakalanacagi için hastaneye gidemeyen bir insanin drami, devletin bir insanin hasta olma hakkini bile elinden alabilmesinin romani.
Ama "Yikilma" sadece bir yikim romani degil. Karanligin en koyu aninda, beklenmedik bir yerden ? dar ve los bir bodrum katindan ? küçük, titrek bir isik beliriyor. Bir adam her seyini kaybetmistir ama bir seyi kaybetmemistir: ögretme iradesini. O bodrum katinda baslayan direnis, serinin son cildine uzanan umudun ilk kivilcimidir. Bu romani okurken kendinizi zaman zaman durdurup nefes almaniz gerekecek. Çünkü "Yikilma" sadece bir roman degil ? bir ayna.