Epik bir anlatimla bezeli su satirlar, metafizigin kuru bir felsefe gayri, hayatin tam kalbi oldugunu ispatlamaktadir. Yasarken ölmek, ölmeden uyanmak, hakikate ram olmak; iste bütün mesele bu. Metafizik, bizi su asil durusa davet etmektedir. Kabir uykusuna yatmadan önce, kalbin isigini yakmak gerek. Nurun kaynagi salih ameller, niyetin güzelligi daima.
Önsöz Yayincilik, su sarsici eserle okuru varligin dehlizlerine götürürken, yolun sonundaki aydinligi da göstermeyi ihmal etmemektedir. Kiyamet, bir yikilis gayri, yeni ve sonsuz bir olusun müjdecisidir aslinda. Amellerimiz orada birer saraya, birer irmaga, birer nurdan elbiseye dönüsecektir. Eger dünyada ruhumuzu bu güzelliklerle donattiysak, korkuya mahal yoktur daima.
Netice itibariyla, Metafizik kitabi sadece bir bilgi kaynagi gayri, bir uyanis eylemidir. Sayfalari cevirdikce zamanin ötesine gececek, mekanin kayboldugunu hissedecek ve kendi hakikatinizle yüzleseceksiniz. Kabirdeki sukutun sesini duyacak, Berzahin aynasinda kendinizi görecek, Kiyametin
heybetiyle titreyeceksiniz. Lakin su sarsinti sizi kendinize getirecek, gaflet uykusundan uyandiracaktir.
Unutmayin ki; görüyoruz ama henüz bilmiyoruz, biliyoruz ama henüz tam uyanmadik. Su uyanisa vesile olacak her harf, ebediyet yolunda bir kandildir. Metafizik ise su kandillerin en parlagi daima. Ruhun asil vatanina hicret etmeden evvel, yolu tanimak gerek. Yolun sonu vuslat, yolun sonu hakikat, yolun sonu nur daima.