Sehir, sokaklardan, taslardan, binalardan ibaret olmaz bazen Ici vardir, sesi vardir, elleri ayaklari vardir.
Paramparca ettigi insani yeniden var etmeye yeltenen devrimcidir sehir. En güzel resmini cizmek icin tuvalin karsisina gecen ressamdir.
Omzundaki kemaniyla, sahici bir ask sarkisi calan bestecidir.
ehir bir varolus sahnesidir.
ehir, insani icine, özüne, benligine ulastiran yönetmendir.
Ve o sahnede insan, yalnizca kendisini oynamaktadir.
Bazen sehir, insani yeniden doguran annedir.
Satu Marede Dinle Beni, insanin kendi icindeki arkeolojik buluntusudur; müzelerin, tiyatrolarin, opera binalarinin, sergilerin, kutsal yapilarin,
mezarliklarin tarih kokan tas duvarlari arasinda felsefenin, edebiyatin, resmin ve mimarinin ucsuz bucaksiz sorgulamalarinda, hic bilmeksizin
kendilerini aramaya cikan kadin ve erkegin yeni ve essiz bir varliga ulasmasidir. Satu Marede Dinle Beni, insanin kendine dönük yolculugudur.
Satu Mareye gitmemiz gerek
Ilk defa gitmekten bahsettiginde, hem de adini ilk kez duydugum bir sehre gitmekten bahsettiginde, yasamimdaki büyük devrimin ayak seslerinin
bu cümleyle yankilanmaya baslayacagini hissetmemis, coktan gitmis gibi uzaklara dalan adami seyredip, gitmek kelimesinin ne anlama
geldigini düsünmeye baslamistim.