Akil bircok kapali kapinin kilidini acan bir anahtarken, ne yazik ki bircok insan söz konusu anahtari kapilari kilitlemek icin kullanir. Anahtar kilide dönüstügü vakit kapilarin acilmasi icin bir umut kalmaz. Kapali kapilari acmak yönünde kullanilan bir anahtar olan bu akil, sadece insan ondan yararlanmadigi durumda kilide dönüsür. Kendi aklini kullanmayan bir insan her zaman, kendisini onun velisi olarak gören grubun vesayeti altinda kalir. Insan, sadece baskalarinin kontrolünde olan bir arac olmadigi ve ötekilerin hükmü icin bir konu olmaktan ciktigi zaman kendisini öz olarak tanimlayip sahis olarak bilinebilir.
Felsefe, iyi ve dogru düsünmek icin bir ortam olusturur ve insan, söz konusu genis ortamda yolculuga cikip ilerleyebilir. Felsefe, insanin kendi cehaletinden memnun olmasini engelleyerek, cahilce bir memnuniyet ile sonsuza kadar hakikatlere ulasmaktan mahrum kalmasini önler.
Felsefe tarlasinda yetisip gelisen özgürlük ve akil, her zaman iki büyük engel ile karsi karsiyadir. Söz konusu büyük ve tehlikeli engel, korku ve tembellik disinda baska bir sey degildir. Insan, söz konusu iki büyük engeli ortadan kaldirmayi basardiginda, özgürlüge ve düsüncenin aydinligina dogru giden yolun kapisi acilmis olur. Insallah.