Bir hayal miydi yasananlar?
Yoksa tüm gerçeklikler birer hayalin yankisi miydi?
"Yeralti" romaniyla yerin altindaki sirlari fisildayan Mehmet Alp, simdi "Yeryüzü"nde yeni bir arayisin, belki de eski bir hatiranin izinde. Hatirlamakla uyanmak arasinda salinan bir adamin hikâyesi bu. Bir gün, akil hastanesinden taburcu olup geri döndügünde, her seyin yerli yerinde oldugunu sanir. Ama çok geçmeden fark eder: Hiçbir sey ayni degildir. Çünkü "ayni" denilen sey, alginin ta kendisidir.
Taha bir esansçidir. Cengiz, bir arkeolog degil, yayinevi sahibidir. Resul memlekettedir, Arzu yeniden karsisina çikar ama bu kez bambaska biri olarak ve eski dostu ya da eski düsmani Adil bir kuyumcu dükkâninda görünür. Hepsi baska halleriyle karsisindadir Mehmet Alp'in ve hiçbiri olanlari hatirlamamaktadir.
Gerçeklik paramparçadir. Zihin bir kaleydoskoptur adeta. Mekân bir geçit, zamansa bir yanilsamadir artik.
Rüya ile uyaniklik, hatira ile hayal, beden ile ruh... hepsi iç içe geçmisken Mehmet Alp için tek bir yol kalir: Bu insanlari, bu yüzleri, bu hatiralari bir aksam yemeginde yeniden bir araya getirmek. Ve hepsini, bir baska dünyaya dogru baslayacak bir yolculuga çagirmak...
Mistik kurgusu, tasavvufi göndermeleri, felsefi derinligi ve sürükleyici anlatimiyla Yeryüzü, bir bilinç yolculugu. Gerçegin ve rüyanin sinirlarinin bulaniklastigi, ama kalbin rehberliginde yeni bir hakikatin dogdugu bir roman.
Belki de hakikat, hatirladigimiz sey degil, henüz hatirlamadigimiz bir çagridir.
Hatirlamak ister misin?